Yaşadıklarımızı mı yazıyoruz, yazdıklarımızı mı yaşıyoruz? Bu ne yaman çelişki Kubilay? Ben çok önceden yazmış olduklarımın acısını şimdi çıkarıyorum sanki. Ya da ne bileyim, onun gibi şeyler… “Yazdıklarını yaşamadan ölmezmiş insan.” Ben diyorum bunu, vaktinde biri dememişse eğer.

Sen şu an var olsan, ben sana sorsam ve bütün cevapları sende bulsam… Bilir misin Kubilay? Ben bilmiyorum. Kim olduğumu, ne yaptığımı, nerede olduğumu ve çok daha mühimi ne yapacağımı… Bir şey yapmam gerekli mi, onu da bilmiyorum. Bu kaybolmuşluk hissi, bu arada kalmışlık, bu her ne haltsa beni içten içe kurutan duygu… Kötü bir şey, sadece bunu söyleyebilirim ve sevmediğimi. Bir şeyi sevmek ya da sevmemek ne ki Kubilay? Nasıl tanımlayabiliriz bunu? Ama sen yoksun ki.

Can sıkıntısı… Hiç geçmeyen, sürekli kendini tekrar eden, yenilendikçe büyüyen, büyüdükçe kararan… Bir can sıkıntısı Kubilay, sadece bir can sıkıntısı… Sizin oralarda da var mı? Sizin oralar buraya uzak mı? Benim aklım yerinde Kubilay, yerinde olmayan duygularım var sadece… İçimin bir yerlerinde gezinen, yaşam süren küçük kara sıkıntı kelebekçikleri… İçimizde kelebekler uçuşurken hep mutlu mu oluruz sandın Kubilay? Kelebeklerin mutsuzluk getirdiğini de öğrendim. Bunu şimdi yazıyorum evet, yaşadıktan sonra. Peki, yaşadıklarını yazana ne olur? Bunu hiç düşündük mü? Düşünelim. Ve bırakalım şimdi düşünmeyi. Düşünmek de küçük kara bir sıkıntı kelebekçiği…

Ne yapsak olmuyor. Ne söylesek, ne sussak… “Baktın olmuyor, bakmayacaksın.” Kim söylemiş bilmiyorum, umurumda da değil. Olmadığını bildiğim şeye inatla bakıyor olmaktan korkuyorum. Ve küçük kara sıkıntı kelebekleri uçuşmaya başlıyor. Anlatabiliyor muyum Kubilay? Anlatamamak ya da anlaşılamamak kadar bir şeyleri anlatabiliyor olmak da can yakabiliyor Kubilay. Bunu da yeni öğrendim. İnsan ne çok şey öğreniyor, gerekli gereksiz.

Kaçmak istiyorum. Ya da bir kör noktada, küçük bir kutuda sıkışıp kalmak… Bazen bunu ister insan. Bazen bir yerlere, birilerine gitmek ister; bazen bir yerlerden, birilerinden kaçmak. Nasıl varlıklarız biz Kubilay? Kim kuruyor bizi böyle? Gel beni boz, sonra çöz, yeniden kur ve sonra git istersen.

Bağırmak istiyorum Kubilay. Çığlık atmak. Aynaya bir yumruk savurup eli kan içinde kalan o afili dizi karakterleri var ya, komik ama bazen onlar gibi sağı solu yumruklayasım da geliyor. Söyleyeceklerim bu kadar değil ama dişimi sıkıyorum ve susuyorum. Bir kere dizlerimi dövmüştüm ama çok acıyor Kubilay, sen sakın yapma.