Yaşayacaksın Hüseyin
Durmuş bir akrebin yelkovanı olacağız beraber
döneceğiz durmadan.

Saniyede bir takılıp düşeceğiz
yine de ve bir daha güleceğiz.

Kusura bakmayacaksın Hüseyin..
Yaşayacaksın.
Hem o yara bir şey yapmaz.
Çamurdan olsa da ağrı
gene çamur süreceksin.

Ve Hüseyin
ayda yürür gibi yürüyeceksin,
derdi tasayı altıya bölmüşçesine yani.

Endemik yürekli şehirlerin
dikenli meyveleri
atıştırmaların olacak
eskriklikleriyle büyüyeceksin.

Gün gelecek
bir gemi yanaşacak
güvertesine çağıracak bizi.
Ve biz Hüseyin..
Kalsak..
Giden bir geminin hüznüyle avuçlanan
gövdemizin silsileli tarafı
şiirler yazacak.
Gitsek..
Suya beklentiler kazıyacağız.
Kim bilir?!
Belki tarihin isim verdiği bir sokakta
ilk öpücüğümüzü alacağız.

Kolumuzdan tutmasalar uçacağız Hüseyin.

Suya yazılan uzun kalmaz.
İstavrit yerinde duran bir balık değildir.

Yaşayacaksın diyorum.
Oksijen üflemedim sana boşuna.

Henüz işimiz bitmedi.
Başka zamanlar için çaba dökeceğiz durmadan
Taş üzerinde heykeltıraş bırakmayacağız sevmedik.
Umut ile boyanmış ressamlar öpeceğiz.
Biri bize keman çalacak…
Uzaktan duyacağız…

Akrep, akrepliğinden utanacak,
birlik olup en az iki kere doğruyu göstereceğiz
Ama inan Hüseyin..
Yanlış bakanlar olacak.

Kusura bakmayacaksın.
Yaşayacaksın.
Tarih tükürükten ibarettir Hüseyin
çaktırmadan yutacaksın.

Bakış açısı körelmiş bir kuş
adına kader diyecek.
Klasik bir göç yolundan ilerlerken..
Sen avcı olacaksın
ben tüfek..
Derken,
yeni bir yol çizeceğiz.
Diğer kuşlar buna özgürlük diyecek.
Ses çıkartmayacağız Hüseyin.

Yokmuşuz gibi susacağız.

Bir deli üç kuyuya
saniyede dört defadan
altı gün küfredecek
ve yedinci gün ondan deli bir adam af dileyecek.
İşte biz o affa sığınacağız.

Sevdalarımız şiirlerimiz olacak
Bir şişe şarap açacağız
Işıklar sokakları çizecek
Yıldızlar umutlarımızı tutturacak göğe
Hiç gülmemiş gibi güleceğiz
Bir ateş yakıp ısınacağız
Yaşayacaksın Hüseyin.
Yaşayacağız…