Seni Kendimle Aldatmamalıydım

Seni kendimle aldatmamalıydım!
Kendini kandıran bir avuç dünyalıyız hepsi bu
Ve bizim dünyamız bir avuç yıldız dolu!

Seni, kendimle kandırıp avutmamalıydım…
Ahh…
Canının bu denli yanacağını nerden bilebilirdim ki? Oysa şimdi…
Oysa, bir tütün yetiyordu seni sarıp sarmalamaya.

Seni kendimle kandırıp, avutup, ağlatmamalıydım…
Demine sönüp, harına yandığım!
Gülene kadar varım! Ağlayana kadar yok… Bu sefil soluğa bir yerlerden çare olmalı. Ama nere?

Seni, kendimle kandırıp, avutup, yalvartmamalıydım…
Hataydın sen şu genç ömrümde.
Yaprağımı döke döke yaz oldum, sen ise hala Eylül’de…
Ağlamamalıydın, en zayıf noktan buydu belki, benim en noksan yönüm buydu…
Uyumam gerek akşamlara kadar çünkü herkes sabaha kadar uyuyor…
Seni uyandırıp, uyumamalıydım.

Belki de,
Gücümün yettiği kadar vardım yanında.
Kim bilir.
Seni kendimle aldatmamalıydım.

Her aşığın bir yolculuğu vardır,
Bir çırpıda kör eder yolları, mevsimi düz, baharı güz eder.
Her aşığın bir su içişi vardır, kimi kana kana, kimi de yanarak…
Solmuş gibi takvimlere bakarak.
Bilirsin,
Bülbül,
Gül,
Kül…
Şu güz vaktine bir de sönmüş saçların düşüyor usul usul.
“Tara gel” demekten başka ne kaldı ki dilimde,
Ama tüy kalmadı…
Sen ise bana yara getirmekten başka bir işe yaramadın.
O yüzden seni kendimle aldattım…
O yüzden saçlarını taramadın, o yüzden yaraydın…
Mor salkımlı bir yara, boz tüylü bir yara, güz kokulu bir yara!
Artık her ne ise, yara işte…

Yazar Hakkında
Toplam 30 yazı
ozgegok
ozgegok
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara