Dip Not; Okuyunuz

Kitap okuyunuz efendim! Dünyadaki dünyalardan pay alınız; oradaki yaşamlardan, karakterlerin çoklu kimliklerinden feyz alınız. Şayet gerçek yaşamın kamburlaşmış şehrinden, köhne rüzgarından ve çamurlu asfaltlarından kurtulamazsınız. Duvarı is tutmuş, seneden seneye badana yapılan eviniz boğar sizi. İş telaşı derken iyice boşladığınız zihniniz artık dayanamaz. Temiz bir nefes için, taze çıkmış bir kitaptan ötesi var mıdır?

 Öyle hayatlar var ki kitaplarda; kokusunun kutsallaşmış ahenginde var olan gerçeği, yok olan hayat hikayelerine tütsüleyen yazarların zihnindeki soluğu hissedeceksiniz ve öyle hayatlar var ki, gözyaşlarınızın düştüğü sayfaları değiştirirken buğulanmış camın ufkuna bakarken gözünüzün önünde silüetini canlandıran hayallerinizi bir şekilde tutacaksınız. Öyle aşklar var ki kitaplarda, kıskanıp imrendiğiniz zengin aile çocuklarını kınayıp, fakirle sevip fakirle ağlayacaksınız. Öyle zamanlar olacak ki kitaplarda, gökten lav, yerden canavarlar çıkacak. Öyle renkler olacak ki, siyahı yetim, kırmızısı üvey, yeşili soysuz duracak. Bütün bunları gözlerinizle okuyarak öğrenip tarihe tanık olacaksınız.

Sizi temin ediyorum gerçeklik payım çok yüksek, ondalık sayılarla oynamayı beceremem ve sana yüzdelik bir dilim sunamam azizim ama samimiyetimle söylüyorum ki, kitaplar dünyanın keşfedilmemiş adası gibidir, gezer durursun! Denizi aydınlatan fener, çöldeki su gibidir kitap. Ekmek aş önceliğimiz olmuştur hep ama bizim yaşlı sahafın da dediği gibi “bu devirde aştan, sudan evvel kitap lazım a dost, gayrısını bilmem ben”.

Üstelik en iyi yol arkadaşın olur, çantanda kalabalık yapmaz, banklarda okurken telefonunu eline bile aldırmaz, hatta hep başıma gelmiştir, size sigara içirmeyi bile unutturur. Peki ya mum ışığında okudunuz mu, Nazım’ı, Necip’i? Yahut Akif’in kalbinin ritmini değiştiren şiirlerini? Orhan Pamuk’un, Can Dündar’ın anlatımına geceleyin şahit oldunuz mu? Ne kadar kitap sığdırdınız hayatınıza? Hadi bunları geçtim efendim, gazete de mi almıyorsun? Ne garip…

Bir çoban varmış vaktin birinde, yeleğinin sağ yanında mendili, sol yanında kitabı. Ay ışığında okurmuş geceleyin. Köyün otağında başlamış sohbet, “Cennetin tarifini kimler yapabilir?” Herkes hurisinden nurisine, ırmağından sarayına başlamış. Bizim çoban kalkmış ayağa, ‘Ne cenneti merak ediyorum ne de cehennemi. Çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de…’ demiş. Demişte herkes susmuş. O gece Özdemir Asaf anılmış ha bire… İşte kitap okumak böyle… Senden tarif isterler lakin sen arif isen cennetin, cehennemin farkına bu dünyada varır, öyle yaşarsın.

Unutmayınız efendim, kitap okuyunuz.

Yazar Hakkında
Toplam 30 yazı
ozgegok
ozgegok
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara